6 Eylül 2007 Perşembe
İslam Dininde MELEK İsimleri Ve GÖREVLERİ
Melekler, Allah'in nurdan yarattigi varliklardir.
Onlarda erkeklik ve disilik yoktur.
Yemez, içmez, yatip uyumazlar, yorulmaz ve hastalanmazlar.
Allah'n diledigi kadar yasarlar. Yerde, göklerde ve her tarafta bulunurlar.
Melekler Allah'in her emrini yerine getirir, O'na hiç bir sûrette karsi gelmezler.
Nitekim Kur'an-i Kerim'de:
''Onlar (Melekler) Allah'in emirlerine Karsi gelmezler ve emrolunduklari seyleri aynen yaparlar
Melekler, yaptiklari islere göre üç büyük gruptur:
1.Grup:
illiyyûn, Mukarrabûn diye anilir ki, bunlar devamli olarak Allah Teâlâ'yi tehlîl ve tenzîh ile yani 'iailahe illallah'' demekle, Allah Teala'nin noksan sifatlardan münezzeh oldugunu ifade etmekle mesgul olurlar.
2.Grup:
Müdebbirât diye anilan meleklerdir ki, bunlar kainatin düzeni ile ilgili islerle görevlidirler.
3.Grup.
Peygamberlere Allah'in vahyini ulastirmakla görevlidirler .
Peygamberimize Allah'in emir ve yasaklarini ulsatiran melek Cebrail adini tasiyan melektir.
Baslica Büyük Melekler sunlardir:
Cebrâil aleyhi's-selam:
Allah ile Peygamberler arasinda elçilik yapan melektir.
Mikail aleyhi's-selam:
Tabiat olaylariyla ilgili görevleri olan melektir.
isrâfil aleyhi's-selam:
Kiyametin kopmasi ve in-sanlann öldi-ikten sonra tekrar dirilmeleri için ''sfir''a iiflemekle görevli olan melektir.
Azrail aleyhi's-selam:
Can almaya memur olan melektir.
Bilinen diğer melekler de şunlardır:
Münker-Nekir (Ölümden sonra, kabirde sorguyla görevli melekler),
Kirâmen Kâtibin/Hafaza
(İnsanların amellerini yazmakla görevli melekler),
Hamele-i Arş (Arşı taşıyan melekler),
Hazin (Cennet ve cehennemde bekçilikle görevli melekler),
Zebânî, Mâlik (Cehennemde görevli melekler),
Rıdvân (Cennette görevli melekler),
Mukarrabûn ve İlliyyûn
(Allah'a çok yakın ve onun katında üstün mevkie sahip melekler).
Aynca, devamli olarak insanlarla beraber bulunan ve insanlann yaptiklan
iyilik ve kötülükleri yazan melekler de vardir.
Bunlara: '' Hafaza, Kirâmen Kâtibîn'' denir.
Nitekim Kur'an-i Kerim'de:
''sunu iyi bilin ki üzerinizde muhafizlik yapan degerli yazicilar vardir. Onlar, yapmakta olduklarinizi bilir ve yazar.'' (40) buyurulmustur.
Meleklerin bazilari da öldükten sonra insanlara sorular sorarlar.
Bunlara da, ''Münker-Nekir'' veya ''Münkereyn'' denir.
Bilinmedikleri ve taninmadiklan için bu adla anilmaktadirlar.
Melekler, son derece kuvvetli ve sür'atli varliklardir. Bizim yapamadigimizi onlar kolayca yapar, ulasamadigimiz yerlere çabucak ulasirlar.
Meleklerin sayilarini ancak Allah bilir.
Meleklerin temel görevleri, Allah'a kulluk etmek; O'nun emirlerini yerine getirmektir.
Peygamber Duaları
“Ey Rabbimiz!Günahlarımızı ve işlerimizdeki aşırılıkları bağışla. Adımlarımızı sağlamlaştır ve hakikati inkar eden kafirlere karşı bize yardım et.” (Ali İmran,3/147.)
Bir fiil dua örneği olan sabır, görevde sebat edip gerekli tüm tedbirleri aldıktan sonra Allah’tan zafer dilemek” bütün peygamberlerin dualarına konu olan ortak bir tema ve ortak bir tavırdır.
Bu bölümde Kur’an’da örnek gösterilen peygamber dualarını göz önüne sermeye çalışacağız. Bu örnek dualar, “peygamberlerin ağzından ilahi kelamın beyan edişi” ile Kur’an’da yer almaktadır. Tüm gerekli ayrıntılarına rastlayabileceğimiz bu model dualar, bir işin başında, ortasında ve sonunda; bir sevinç veya üzüntü esnasında Sonsuz Kudret Sahibi Yüce Allah’ın merhametine sığınma şeklinde olmaktadır.
1-Adem a.s ve eşinin yaptığı yakarış
Adem a.s ve eşinin günahı itiraf, tevazu ve gönülden yakarışın sözlü ifadeleri olan bu duaları, ilahi mağfirete muhtaç olan bütün insanların örnek alması gereken bir muhteva ile tefekkür ehlinin ilgisini beklemektedir:
“Ey Rabbimiz!
Biz kendimize yazık ettik, bizi bağışlamaz bize merhamet etmezsen, ebediyyen kaybedenlerden olacağız.”(Araf,7/23.)
2)-Nuh Peygamber
a) Tebliğ ve İnayet Duaları
Nuh Peygamber bütün Elçiler gibi başarısını da başarısızlığını da sıkıntısını da mutluluğunu da Alemlerin Rabbi Olan Allah’a itiraf etmiş, O’nunla dua formunda konuşup dertleşmiştir:
“Ey Rabbim! Senden hakkında bilgi sahibi olmadığım her hangi bir şeyi istemekten sana sığınırım. Çünkü beni bağışlamaz, beni acıyıp esirgemezsen şüphesiz kaybedenlerden olurum.” (Hûd,11/47.)
Ey Rabbim! Ben halkıma gece-gündüz çağrıda bulunuyorum. Ama bu çağrım onları senden daha da uzaklaştırmak(tan başka bir işe yaramadı). Ve doğrusu onlara bağışlayıcılığını göstereceğin ümidiyle ne zaman çağrıda bulunduysam parmaklarını kulaklarına tıkadılar; günahkarlık giysilerine büründüler; daha fazla inada kapıldılar ve boş gururlarında daha da azgınlaştılar. Doğrusu ben onları açık açık çağırdım. Onlara açıktan tebliğde bulundum; ayrıca onlara gizlice özel olarak da konuştum. Ve dedim ki: Rabbinizden günahlarınızın bağışlanmasını dileyin; çünkü o kuşkusuz bağışlayıcıdır. (Nuh Suresi,71/5-10.)
“Ey Rabbim! Onlar bana tamamen karşı çıktılar, zaten onlar serveti ve çocukları yüzünden hızla yok olmaya doğru giden kimselere uyarlar; ve sana karşı en korkunç tuzakları kuranlara; çünkü onlar (kendilerine uyanlara): ‘İlahlarınızı hiçbir zaman terk etmeyin; ne Vedd, ne Suva ne Yeğûs, ne Ye’ûk, ne de Nesr’i terk etmeyin’ demişlerdi. Onlar böylece çoğu kimseyi saptırdılar. O halde Sen bu zalimlere yalnızca özlem duydukları şeylerden uzaklaşmalarını emret!” (Nuh,71/21-24.)
Nuh peygamber tevazu sahibi bir gönlün en güzel yakarış örneklerini sunduğu dualarında, Allah’a teslimiyetin Cahiliyye toplumundan tam bir kopuşla kopmayı gerektirdiğini de göstermiştir:
“Ey Rabbim! O cahillerin beni yalanlamalarına karşı bana yardım et. Ey Rabbim! bu kafirlerin yalanlamalarına karşı bana destek ol!” (Mü’minûn, 23/26,39.)
Nuh peygamber gece-gündüz, gizli-açık bıkıp usanmadan hakikati halkına anlatmıştır. Onu yalanlayan, kendisine sebatından ve direngen onurlu duruşundan dolayı kavmi ona “budala” demişti. O, bu çaresiz durumdan kurtuluş için zalimlerle uzlaşma yolları aramamış, her salih müminin yapması gerektiği gibi kalbinden geçenleri Allah’a tevekkül ederek şöyle arz etmiştir:
“Doğrusu ben yenik düştüm, artık sen gel ve bana yardım et!” (Kamer,54/10.)
b)-Helak İçin Kahhariye Yakarışları
Kahhariye duaları, onulmaz hatalar işledikleri halde hiçbir kurtuluş gayreti göstermeyen kafir ve zalim bir toplumun sınır tanımaz ayartılarına karşı Allah’tan istenen bir tür yardım, görece başarısızlıkların itiraf edilip Allah’a tevekkül etmektir. Bir sabır âbidesi ve bir direniş timsali olan Nuh peygamber, fesadı ve sapıklığı inatla sürdüren ve artık bütün uyarılara kulak tıkayan halkının kalpleri çürüten, tüm toplumu ifsad eden hataları dolayısıyla helak edilmeleri için şu yakarışlarda bulunmuştur:
“Ey Rabbim! İşte halkım beni yalanladı. Bu yüzden benimle onlar arasında gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koy. Beni ve benimle beraber olan müminleri kurtar!” (Şuara,26/117-118.)
“Ey Rabbim!Yeryüzünde bu hakikati inkar edenlerden hiç kimseyi bırakma. Çünkü sen onları bırakırsan , Sana kulluk edenleri hep saptırmaya çalışırlar ve yalnızca fesada ve inatla sürdürülen kafirliğe sebep olurlar.
Ey Rabbim! Bana, anneme-babama, evime mümin olarak giren herkese ve daha sonraki bütün mümin kadınlara ve erkeklere bağışlayıcılığını göster ve zulüm işleyenleri her zaman helake uğrat!” (Nuh,71/21-24,26-28.)
c) Güvenli Belde Duası
Tufan’dan ilahi yardımlarla kurtulan Nuh peygamber gemide Allah’a hamd ederek mübarek bir menzile/şirkin uğramadığı kutsal bir konaklama yerine ulaştırması için şöyle yakarmıştır:
“Bütün övgülerin gerçek layığı olan ve bizi bu zalimler topluluğundan kurtaran Allahım! Senin tarafından kutlanmış, güvenli kılınmış bir yere eriştir beni. Çünkü insana erişmesi gereken yere nasıl erişeceğini en iyi gösteren sensin.” (Müminun,23/29.)
d) Hamd Duaları
Mü’minlerle birlikte yolculuk hazırlıklarını tamamlayıp gemiye bindiği zaman emredildiği gibi Allah’a şöyle övgüde bulunmuştur:
“Hamd, bizi bu zalimler topluluğundan kurtaran Allah’a aittir.” (Mü’minûn,23/28.)
3- Lût Peygamber
a) Tevekkül ve Nusret Duası
Lut peygamber onca uğraşına rağmen toplumsal kirlenmenin yol açtığı ahlaki çöküşten, arınmak isteyen bir iki mümini beri tutabilmiştir. O, tebliğ ve öğütle ıslah olmaya niyeti olmayan, günaha dibine kadar batmış, ahlaki çöküntü halinin tüm toplumu sarıp çürüttüğü bir ortamda, yine de çoğunluğa değil hakikate teslim olmuş, mücadelenin tıkandığı noktada Allah’ı yardıma çağırmıştır.
Kötü ahlakı din edinmiş bir toplumda, tek bir mescid olan hanenin sahibidir Lut peygamber. Bozgunculuğu bardağı taşıran bu iflah olmaz halkın, şehrin en ıssız köşelerinde ve en kalabalık mekanlarında dahi sınır tanımayan günahlarından Lut a yılmıştır. Gerekli çalışmaları yaptığı halde, düzelmemekte inatla ısrar eden nefislerine zulmeden bu halka karşı Allah’tan nusret/yardım istemiştir:
“Ey Rabbim!Bozgunculuğa ve yozlaşmaya yol açan bu insanlara karşı bana yardım et.”(Ankebut,29/30.)
“Ey Rabbim! Beni ve ailemi bunların yapa geldikleri kötülüklerden kurtar.”(şuara,26/169.)
b) Hamd Duası
Lut peygamberin karısı ve tüm hemşehrileri helak eden bir yağmurla cezalandırılmışlardır. Bu korkunç yağmurun getirdiği dehşetli günden sonra, şehirde hiçbir canlılık emaresi kalmamıştır. Öte yandan Sünnetullah gereğince Rabbimiz Lut peygamber ve ailesinden mümin olanları kurtarmıştır. Böylesi bir kurtuluş tabii ik, Allah’a hamd etmeyi, şükr etmeyi gerektirmektedir. Lut peygamber de öyle yapmıştır:
“Hamd/bütün övgüler Allah’a yaraşır. Selam olsun O’nun seçtiği kullara. Zaten Allah insanların ilahlaştırdıkları her şeyden daha üstün, daha hayırlı değil mi?” (Neml, 27/59.)
4-5.)- İbrahim ve İsmail Peygamberler
Putların ve putların korkulu rüyası, cesaret ve hikmet timsali İbrahim Peygamberin Allah’a yakarışları çoğunlukla kabul edilmiştir. Fakat soyundan gelen herkesin ebediyyen şirkten ve cehennemden korunmasını istemesi, Sünnetullah’a aykırı olduğu için kabul edilmemiştir.
a) İstiğfar ve İnayet, Tevekkül ve Beraat Duası
Ey Rabbimiz! Sana güveniyor ve Sana yöneliyoruz; çünkü bütün yolların varışı sanadır. Ey Rabbimiz! Bizi hakikati inkar eden kafirler için bir oyun ve eğlence aracı yapma! Ve günahlarımızı bağışla, ey Rabbimiz, çünkü tek kudret ve hikmet sahibi olan Sensin.”(Mümtehine, 60/4-5.)
İbrahim peygamber ve onunla hak yolunda dayanışma içinde olan müminlerin bu yakarışı “üsvetün hasene/güzel örnek” olarak takdir edilmiştir. Düşmanlık ve nefreti hak etmiş müşrik bir toplumdan derin bir kopuş yaşarken İbrahim a ve dostları Allah ile bir pazarlığa girişmemişlerdir. Onlar her şeylerini feda edecekleri ve her şeyleri ile feda edilmeyi kabul edebilecekleri andı ile imana gelmişlerdir. Yine onlar tevekkül ile sığınılması güvenilmesi gereken tek dostun, tutulması gereken tek kulpun Allah’ın eli ve O’nun kulpu olduğu bilincini kuşanarak ellerini duaya kaldırmışlardır.
İbrahim a ve onunla birlikte bulunan müminlerin yapamadıklarından ve hatalı eylemlerinden dolayı istiğfar dilediği bu dua, aynı zamanda Kafirlerin fitnelerinin elinde izzetsiz, onursuz bir oyuncak olmaktan muhafaza edilmeyi de içermektedir. Bu bir imtihandan kaçmak fiili değildir; iyilik için seferber edilecek olanakların kafirlerin çıkardıkları fitneler tarafından yenilip yutulmasından endişe etmektir. Onların fitneden korunmayı dilemeleri, zalimlerle birlikte uzlaşarak yaşamayı da istemek de değildir. Çünkü onlar Allah’ın rızası dışında kalan ne varsa terk etmişler, Cahiliyye toplumuyla kurulması gereken beraat temelli bir ilişkinin imkanlarını göstermişler ve sönmeyen bir dua meşalesini biz müminlere miras bırakmışlardır.
b) Muttakilere Önderlik Yapacak Salih Evlatlar İçin Yakarışı
İbrahim peygamber ilerlemiş yaşına rağmen çocuk sahibi olamamış; fakat o sonsuz güç ve merhamet sahibi olan Allah’tan ümidini kesmemiş, içten yakarışlarla salih nesiller sahibi olmak için yalvarmıştır. Bu yakarışları karşılıksız bırakmayan Rabbimiz onu Risalet görevini devr edebileceği, namazında devamlılık gösteren, kuşaklar boyu muttakilere önderlik edecek salih evlatlarla ödüllendirmiştir. O da nankörlük etmeyerek bu ödüllere karşılık, dualarla Allah’ı hamd ederek yüceltmiştir. İşte onun salih evlatlar için yaptığı dualar ve bu kabulün ardından onların şeytani amellere karşı Allah’an güvence istediği yakarışları:
“Ey Rabbim! Bana dürüst ve erdemli olacak çocuk(lar) bağışla.” (Saffât,37/100.)
“Ey Rabbimiz! Soyumdan bazılarını ekilebilir toprağı olmayan bir vadiye –senin kutsal evinin yakınına- yerleştirdim ki, ey Rabbimiz, namazı devamlılık ve duyarlılık içinde yerine getirsinler; öyleyse insanların kalplerini onlara meylettir, ve onlara verimli-bereketli rızıklar bahşet ki şükretsinler.
Ey Rabbimiz! Şüphesiz gizlediğimizi de açığa vurduğumuzu da bilen Sen’sin: Çünkü yerde ve gökte olan hiçbir şey Allah’tan gizli kalmaz. En içten övgüler, kocamış halimle bana İsmail’i ve İshak’ı armağan eden Allah’a özgüdür. Duaları/yakarışları eşsiz bir şekilde işiten elbette benim Rabbimdir.
Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelen insanları namazda devamlı ve duyarlı kıl. Ve ey Rabbimiz, bu duamı kabul buyur; Hesab’ın görüleceği Gün, beni, anamı ve bütün müminleri bağışla.” (İbrahim,14/35-41.)
c) Sonsuza Dek Yaşayacak Bir Güvenlik Kuşağı İçin Yakarış
Azimet sahibi, görevine sıkı sıkıya bağlı olan put kırıcı İbrahim ve İsmail peygamberler, seçilmiş kabe ve çevresini kendileri ve gelecek Müslüman kuşaklar için şirkten arındırılmış güvenli bir bölge yapmayı amaçlamışlardır.
İbrahim peygamberin muttakiler için ebediyyen güvenli olacak bir belde istediği yakarışını Yüce Allah kabul etmiş bu günkü Kabe’nin içinde yer aldığı Mescid-i Haram’ı lutuf buyurmuştur.
İşte yeryüzündeki ilk mescid olan Kabe’yi Allah’ın buyruğu gereğince dünya üzerinde yaşayacak gelecek nesiller için şirkten azade kılınmış bir anavatan-bir başkent olarak inşa ederken İbrahim ve İsmail peygamberlerin yaptıkları dua:
“Ey Rabbim! Bu beldeyi güvenli kıl, beni ve çocuklarımı putlara tapmaktan ebediyyen uzak tut! Çünkü ey Rabbim, bu tapınma nesneleri gerçekten insanların pek çoğunu yoldan çıkardı. Ey Rabbim! Buraları muvahhidler için ebedi bir güvenlik kuşağı kıl ve halkından Allah’a ve Ahiret Günü’ne iman edenlere bereketli rızıklar bağışla. Ey Rabbimiz! Bu amelimizi kabul buyur. Sensin her şeyi bilen her şeyi duyan; bizi sana teslim olanlardan kıl ve soyumuzdan da sana teslim olacak bir ümmet çıkar. Bize ibadet yollarını göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz yalnız Sensin tevbeleri kabul eden, rahmet dağıtan. Ey Rabbimiz! Soyumuz içinden onlara senin mesajlarını iletecek vahyi ve hikmeti öğretecek ve onları arındırıp tertemiz kılacak bir elçi çıkar. Çünkü yalnız Sensin kudret ve hikmet sahibi. (Bakara,2/126-129.)
d) Dünyada Takva ve Hikmet; Ahiret’te Af ve Cennet İçin Yakarışı
İbrahim peygamber ıslah olmamakta direten, kalbini hidayete açmaya halkı ile hesaplaşırken destek ve yardımı sadece Allah’tan istemiştir. Ayrıca O, bir hicab duymadan diğer peygamberler gibi, Ahirette cennet nimeti ile lütuflanmayı istemiştir. Cenneti Allah’ın sonsuz merhametinin salih kullarına yönelilk bir tezahürü olarak gören İbrahim a cenneti birkaç huriden ibaret görerek küçümseyenler gibi, onu istemekten hicab duymamıştır.
İşte İbrahim a’ın Allah’tan olayları doğru değerlendirebilecek bir hikmetli kavrayış yeteneği, salihlerle dayanışmada ilahi destek istediği, takva temelinde yükselen hikmetle yoğrulmuş bir dünya hayatı ve onun meyvesi olan ebedi mutluluklar diyarını istediği yakarışı:
Ey Rabbim! Bana doğru ile eğrinin ne olduğuna hükmedebilme bilgi ve yeteneğini bağışla ve beni salih insanların arasına kat. Ve gerçeği benden sonrakilere ulaştırabilme gücü ver bana. Ve beni o nimetlerle dolu cennetin varislerinden biri yap! Ve babamı bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlar arasında. Ve herkesin yeniden diriltileceği gün beni utandırma! O Gün ki, ne malın ne mülkün ne de çoluk çocuğun bir yararı olmayacaktır. Yalnızca Allah’ın huzuruna kötülükten arınmış bir kalple çıkanlar kurtulacaktır.”(Şuara,26/83-89.)
6- Yusuf Peygamber
a) Günah’tan Allah’ın Sonsuz Kudretine Sığınış Duası
“Ey Rabbim! Benim için hapis bu kadınların zina isteklerine boyun eğmekten daha iyidir. Çünkü sen onların oyunlarını-tuzaklarını benden uzak tutmazsan, ben o zaman onların ayartmalarına kapılır doğruyu-eğriyi seçemeyen kimselerden olurum.”(Yusuf,12/33.)
Günaha bulaşmaktansa zindana girmeyi daha evlâ görecek kadar duyarlılık sahibi, bir erdem, hikmet ve iffet timsali olan Yusuf peygamber bu duasıyla ahlaksız teklifle karşılaşan iffet sahibi Müslüman bir erkeğin takınması gereken tavrı, bununla birlikte sığınıkların en güvenlisi olan Allah’a nasıl bir tevekkül ile yöneleceğimizi göstermiştir.
b) Şükür ve Adanış Duası
Yusuf peygamber bu duasında “hayatın yegane amacının Allah ile yakınlık kurup, adanmış biri olarak canı sahibine teslim etmek olduğu”nu örnek bir yakarışla dile getirmiş, Rabbimiz bu yakarışı tüm zamanlarda yaşayacak müminler için örnek olarak Kitab’ına almıştır:
“Ey Rabbim! Bana nüfuz ve iktidar bahşettin; olayların altında yatan gerçekleri kavrayıp açıklama bilgisi verdin. Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Dünyada ve Ahiret’te benim yakınımda-yanımda olan, beni koruyup destekleyen Sen’sin: Canımı bütün varlığıyla kendini sana adamış biri olarak al ve beni dürüst ve erdemli insanların arasına kat!”(Yusuf,12/101.)
7-Eyyub Peygamber
Eyyub peygamber dert ve sıkıntıların da en az Allah’tan gelen huzur ve mutluluklar kadar değerli olduğunun idrakine varmış ender insanlardandır. O ağır hastalığının yol açtığı derin umutsuzluklara rağmen uzun yıllar sabretmiş ve sonunda ilahi bir işaretle ayağını yere vurarak çıkardığı şifalı mucizevi su sayesinde tüm dertlerinden kurtulmuştur.
Rabbani bir lütuf olarak gelen şifa öncesinde Eyyub peygamber Allah’ın merhamet sıfatına sığınarak şöyle yakarmıştır:
“Ey Rabbim! Bu dert beni buldu; ama Sen merhametlilerin en merhametlisisin” (Enbiya,21/83.)
8- Şuayb Peygamber
Tahkim ve Tevekkül Duası
Döneminin en yaygın şirk işleme biçimi olan ekonomik soyguna karşı yılmadan cihad eden adalet timsali Şuayib peygamber kendisini ve az sayıda mümini sürmek veya öldürmek için planlar kuran zalim topluma karşı Allah’a sığınmıştır. O ve yandaşı olan müminler tevekkülü zırh edinerek hak yoldan sapmayacaklarını ve sonuna kadar direneceklerini ilan ederek Allah’a şöyle yakarmışlardır:
“Ey Rabbimiz!Bizimle halkımız arasında hak neyse ortaya çıkar. Çünkü hakkı ortaya çıkaranların en hayırlısı sensin.” (A’raf,7/89.)
9-10) Musa-Harun Peygamberler
Yeryüzünün en muktedir hükümdarlarından biri olan Firavun’a karşı kararlılıkla mücadele eden ve adalet için kesintisiz bir özgürlük cihadı başlatan Tevhid Dini’nin önderlerinden Musa peygamberin Kur’an’da çok sayıda duası zikredilmektedir.
a) İstiğfar Duası
Musa peygamberin Risalet’inden önce sebep olduğu kaza ölümünden dolayı Allah’tan af dileyen yakarışı:
“Ey Rabbim! Ben kendime yazık ettim. Beni bağışla...Ey Rabbim!Bana bahşettiğin nimetler hakkı için bir daha suçlulara arka çıkmayacağım.”(Kasas,28/16-17.)
b)İstiâze (Allah’a sığınış) Duası
Musa a’ın sebep olduğu ölümcül kazadan sonra, maktülün Firavun ırkından olması Mısır adaletine güvenmemesi sonucunu doğurmuş ve idam fermanı verilmiş bir suçsuz olarak korkuyla Allah’a sığınışı:
“Ey Rabbim! Zalimlere karşı beni koru.”(Kasas,28/21.)
c) İnayet Duası
Musa a’ın Medyen’de bir sığınak ararken Allah’tan yardım istemek için yaptığı yakarış:
Ey Rabbim! Bana bahşedeceğin her hayıra öyle muhtacım ki.”(Kasas,18/24.)
d) Daimi Hicret ve Beraat Duası
Musa peygamber, bu duası ile manevi olarak kirlenmiş bir Cahiliyye toplumuyla arasında varolması gereken perdeyi –daimi hicret ve beraat halinde yaşama bilinci-ni dile getirmiş, kalbini arınmaya açık tutan müminlere örnek yakarışını miras olarak bırakmıştır:
“Ey Rabbim!Benim sadece kendime ve kardeşime sözüm geçiyor. O zaman bizimle bu sapkın halk arasına bir çizgi çek.”(Maide,5/25.)
e) İnşirah ve Sültan Duası
Musa peygamber mücadelenin başında yaşadığı sıkıntılı halini Rabbine açmıştır. Görevin zorluğundan kaynaklanan göğsün daralması, ilahi bir lütuf olan inşirah ile açılaktır. Bu sebeple O, Allah’tan inşirah/göğsüne ferahlık vermesi ve Sültan/destekleyici maddi-manevi güçler vermesi için şöyle yakarmıştır:
“Ey Rabbim!Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum. Göğsümün daralacağından ve dilimin dilimin dolaşacağından korkuyorum; bu yüzden bu işi Harun’a tevdi et.”(Şuara,26/12-13.)
“Ey Rabbim! İçimi senin aydınlığınla genişlet, görevimi bana kolaylaştır, dilimdeki düğümü çöz ki söyleyeceklerimi tam olarak anlayabilsinler; ve bana yakınlarımın arasından yükümü paylaşacak bir yardımcı tayin et: Kardeşim Harun’u mesela, onunla benim gücümü pekiştir; görevimden ona da bir pay ver ki, insanların katında senin yüceler yücesi adını daha da yükseklere çıkaralım; ve seni sürekli analım; muhakkak ki sen bütün varlığımızla bizi görmektesin.”(Taha,20/25-35.)
Musa peygamberin bu duasında bir salih amelin nasıl yapılması gerektiğine ilişkin şu dersler çıkarılabilir: işe Allah’ın yardımını talep ederek O’nun adı ile başlamak; kendimiz gibi olanlarla dayanışma içinde olmaya çalışmak-bireysel hareket etmemek/güç birliği yapmak; başarıda da başarısızlıkta da Allah’ı anmaktan asla vazgeçmemek...
Musa ve Harun peygamberler Firavun’a gitmeden önce Allah’tan istedikleri inşirah ve sültan talebini birlikte yaptıkları dualarla da dile getirmişlerdir:
“Ey Rabbimiz! Firavunun bize düşmanca davranmasından yahut azgınlıkta devam etmesinden korkarız.”(Taha,20/45.)
f) Kafir Toplumun Elinden Kurtuluş Duası
Musa a başarıya ulaşmış, ilahi yardımların mucizevi etkileri tesirini göstermiştir; Firavun’un uzman bürokratlarının ilahi hakikate teslim olup ebedi hidayet talep edişleri de dua ile olmuştur:
“Ey Rabbimiz! Dar zamanda bize sabır ihsan et ve yürekten sana bağlanan kimseler olarak canımızı al. Ey Rabbimiz! Bizi zalim bir topluluğun elinde rezil-rüsvay etme, bu kafir toplumun elinden lütfunla kurtar bizi.”(A’raf,7/125.)
g) Helaktan Muhafaza Duası
Tur’dan döndükten sonra kavmini buzağıya taparken görmesi Musa peygamberi onu çok üzmüştü. Gerekli uyarıları yaptıktan sonra ilk iş olarak şirk suçunun muhatabı olan Allah’tan özür dilemek üzere toplu bir yakarış gerçekleştirmiştir. Kavmi içinden seçtiği yetmiş adam ve kardeşi Harun olmak üzere toplam yetmiş iki duyarlı insan, ruhlarını saran büyük bir manevi sarsıntı eşliğinde helaktan muhafaza buyurması için Allah’a şu yakarışta bulunmuşlardır:
“Ey Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla ve rahmetine kabul et; çünkü Sen merhametlilerin en merhametlisisin. Ey Rabbim! Eğer dileseydin sana şirk koşanları daha önce yok ederdin ve onlarla beraber beni de. İçimizden bir takım dar kafalıların yaptıklarından dolayı bizi helak edecek misin? Bütün bunlar senin bir imtihanından başka bir şey değil; ki onunla dilediğinin sapmasına fırsat verir, dilediğini de doğru yola sokarsın. Bizim velimiz sensin öyleyse bizi bağışla. Bize acı, çünkü bağışlayanların en hayırlısı sensin. Bizim için bu dünyada da Ahiret’te de iyi ve güzel olanı yaz. Bak işte pişmanlık içinde sana yöneldik.”(A’raf,7/151,155-156.)
Helak edilmeye layık olan sadece kafirler ve onların yardakçıları münafıklardır; bu yasa gereği şirke karşı mücadeleden vazgeçmeyen Musa-Harun peygamberler ve imanını salih amellerle takviye eden yetmiş mümin kişiden oluşan topluluğa Allah rahmetini indirmiş, onları affetmiş, helak yasalarının işleyiş süreci durmuştur. Samiri hariç halkın diğer kesimleri bu şirk suçunu işlemekte ısrar etmedikleri için onlar da Allah’ın rahmetinden nasiplerini almışlardır.
h) Helak Duası
Musa peygamber hiçbir uyarının artık fayda vermeyeceği derecede duyarlılıklarını yitirmiş Firavun ve refahtan şımarmış azgın çevresinin mücadelenin nihayetinde helak edilmesini niyaz etmiştir:
“Ey Rabbim! Gerçek şu ki, Sen Firavun ve onun seçkinler çevresine dünya hayatında görkem ve zenginlik verdin. Öyle ki, bunun sonucu olarak onlar da ey Rabbim! başkalarını Senin yolundan çeviriyorlar! Ey Rabbimiz! Öyleyse artık onların zenginliklerini silip yok et! Kalplerini katılaştır! Çünkü onlar çetin azabı görmedikçe inanmayacaklar.” (Yunus,10/88.)
11-12) Davud-Süleyman Peygamberler
a) Adil Bir Hükümranlık İçin Yakarış
Süleyman peygamber, İslam’ın yücelmesi için seferber edebileceği büyük bir hükümranlık vermesi için Allah’a yakarmış ve duası makbul olmuştur. Tarihte eşine ender rastlanan bir güç ve iktidara malik olduğu halde O, sahip olduğu her şeyi, hiç şımarmadan Tevhid Dini İslam’ın hizmetinde kullanmıştır. İşte insanlığa örnek olarak Kur’an’da anılan bu büyük hükümranlık için yapılan yakarış:
“Ey Rabbim! Günahlarımı affet, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; çünkü sen bol bol veren lütuf sahibisin.”Sad,38/35.)
b)Hamd Duası
Davud ve Süleyman peygamberler kendilerini ilim vererek peygamber yaptığı için Yüce Allah’a hamdetmişler; vahiy nimetine nankörlükle değil şükran ifadesiyle karşılık verdikleri için insanlığa örnek dualarıyla Kur’an’a anılmayı hak etmişlerdir. Onların örnek hamd edişleri şöyle olmuştur:
“Bütün övgüler bizi iman eden öteki kullarından üstün kılan Allah’a attir.” (Neml,27/15.)
c) Şükür ve Şirke Karşı Güç Birliği Yakarışı
“Ey Rabbim! İçimde öyle düşünceler uyandır ki, bana ve ana-babama bahşettiğin nimetler için sana hep şükreden biri olayım. Ve hep senin hoşnut olacağın dürüst ve erdemli işler yapıyor olayım; ve beni rahmetinle dürüstlük ve erdemlilik timsali salih kullarının arasına kat.”(Neml,27/19.)
Büyük bir iktidar sahibi olan Süleyman peygamber bu duası ile Yüce Allah’ın bahşettiği her türlü nimete karşı şükran duyduğunu itiraf ederek ilan etmiştir. Yüzeysel bakıldığında, sıradan yöneticilerde rastlandığı gibi böyle kudretli bir hükümdarda her şeye burun büken bir şımarıklık, gurur ve kibir ilk göze çarpan özellik olurdu. Fakat O ilahi vahyin eğitiminden geçtiği için ahlakı, ne kadar güç sahibi olursa olsun alçakgönüllü olmayı sürdürmesini gerektirmiştir. Bu yüzden tevazu ile nankörlüğe tenezzül etmeyen bir salih kul olarak, daima kendisi gibi müminlerle dayanışma içinde olmayı dilemiştir.
Davud a’ın oğlu olan Süleyman peygamber bütün ihtişa(**YASAK KELIME)na rağmen servetinin Allah’ı unutturmasına izin vermemiştir. İktidar ve zenginlik sahibi diğer insanların aksine Rabbini çok anmasıyla alemlere örnek olmuştur.
13- Yunus Peygamber
Yunus peygamber uyarılarının bir işe yaramadığını gördüğü halkını Allah’tan izin almadan sabırsızca terk etmiştir. Öfkeyle çıkıp gittiği şehirden çok uzaklarda, batmak üzere olduğu için yüklerinin hafifletilmesi kararı alınan bir gemide yolculuk ederken kura kendisine çıkmıştır ve bir anda kendisini balığın karnında bulmuştur. Bu sonuçtan hikmetli bir ders çıkaran Yunus a tahammülsüzlüğünden kaynaklanan hatasını itiraf ederek balığın karnında, tevazu, günahı itiraf ve istiğfar içeren bir yakarışla halini Allah’a şöyle arz etmiştir:
“Allahım! Senden başka ilah yoktur. Sınırsız kudret ve yüceliğinle Sen her şeyin üstündesin. Doğrusu gerçekten ben büyük bir haksızlık yaptım.”(Enbiya,21/87.)
Sahile sağ selamet bir şekilde Allah’ın yardım ile çıkan Yunus peygamber hemen terk ettiği halkının yanına koşmuş ve onları bıraktığından daha iyi bir durumda pişman olmuş bir vaziyette ıslah olma cehdi içinde bulmuştur.
14- Zekeriyya Peygamber
Zekeriyya peygamber çocuğu olmayan olgun bir müminin zürriyet sahibi olmak için Allah’a nasıl yakarması gerektiğine ilişkin bir numune olarak Kıyamet’e kadar yaşayacak insanlar için güzel bir örnektir. İşte genç kuşakların kalbini vahiyin ışıklarıyla doldurmak için yanıp tutuşan ve İslami irşadın kesintisiz bir şekilde devam etmesi için çırpınan bir arınmışlık timsali Zekeriyya peygamberin yakarışı:
Ey Rabbim! Doğrusu artık kemiklerim gevşedi, saçlarım ağardı, ama şimdiye kadar ey Rabbim sana yönelttiğim dualarda cevapsız bırakıldığım hiç olmadı.Ve gerçek şu ki ben göçüp gittikten sonra yakınlarımın yapacaklarımdan kaygı duyuyorum; çünkü karım baştan beri kısırdı. Öyleyse bana katından benim yerimi alacak bir yardımcı bahşet. Ki, bana ve Yakub’un Evi’ne mirasçı olsun, ve Sen ey Rabbim, onu hoşnut olacağın bir ahlakla donat.
Ey Rabbim Rahmetinle bana güzel bir zürriyet bağışla, zira Sen her yakarışı duyarsın. Beni çocuksuz bırakma! Fakat beni varissiz bıraksan bile biliyorum ki, herkes göçüp gittikten sonra kalıcı olan biricik varlık sensin. (Meryem,19/3,4,5; Ali İmran,3/38;Enbiya,21/89.)
15- İsa Peygamberin Duaları
Maide/sofra Duası
İsa a insanların sahip olabildikleri bütün rızıkların asıl sahibi olan Allah’tan kalpleri pekiştiren, sonsuz bir güvene eriştiren maddi-manevi bereketler için kaynaklık edecek bir sofra istemiştir:
“Ey Allahım, Ey Rabbimiz! Gökten bize bir sofra gönder; o bizim için –ilkimizden sonucumuza kadar- sürekli tekrarlanan bir ziyafet ve senden bir işaret olacaktır. Ve bize rızkımızı ver, zira Sen rızık verenlerin en iyisisin.” (Maide,5/114.)
16- Muhammed Mustafa SAV’in Duaları
a) Besmele Duası
“Ey Rabbim! Girişeceğimi her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bırakacağım her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla; ve bana katından bir sültan/destekleyici bir güç-bir tutamak bahşet.” (17/80.)
Peygamberimiz Muhammed S’in bu duası, gecenin derinliklerinde, teheccüd ve Kur’an tilaveti için kıyam ettiğinde, gün’e diri bir ruh ve Tevhid bilinçle başlaması için Yüce Allah tarafından öğretilmiştir. “Allah’ın yardımı olmadan hiçbir işi başaramayacağımız” gerçeği, duada öne çıkan önemli ögedir. Yine her işe dua ile ve Allah’ın adı ile başlanması gerektiğine ilişkin vurgular taşıyan bu yakarış, bütün eylemlerimizde Rabbimiz’in rızasını asla hatırdan çıkarmamamızın lüzumunu işlemektedir.
b) Tevhid Duaları
İstiâne(yalnız Allah’tan yardım dileme) duası
“Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz.” (Fatiha Suresi,1/5.)
Tevhid ve Ebedi Hidayet Duası
İman ettikten sonra insanların kalplerinin eğrilmesi mümkündür. Bunun için hidayetten sonra Allah’ın Hadi ve Mü’min sıfatlarının sağlayacağı güvenlik şemsiyesi altında kalıp, daimi bir koruma istemek gerekir. İşte bu gerçeği hatırlatan Rabbimizin, peygamberimizden ve onun ümmetinden istediği en güzel yakarış örnekleri:
“Bizi dosdoğru yola ilet! Nimet verdiklerinin yoluna, gazabına uğrayanların ve sapkınların yoluna değil.” (Fatiha Suresi,1/6-7.)
Allah’ın gelmiş geçmiş ve halen yürürlükte olan hükümleri arasında ayırım yapmadan iman etme ve dünyevi sorunlar tarafından kuşatma altında olan imanımızı sonsuza dek muhafaza edebilmemiz için, peygamberimize ve ümmetine tavsiye edilmiş diğer yakarış örnekleri:
“Ey Rabbimiz! Derin kavrayış sahipleri dışında hiç kimse ders almasa da ilahi kelamın Muhkem, müteşabih tüm beyanlarına inanır; onlar arasında ayırım gözetmeyiz. Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi hakikatten bir daha saptırma ve bize rahmetini bağışla, Sensin hakiki Lütuf Sahibi. Ey Rabbimiz! Geleceğinde hiçbir kuşku bulunmayan O Gün’ü görüp yaşamaları için mutlaka insanlığı bir araya toplayacaksın. Tanıklık ederiz ki, Allah vadini yerine getirmekten asla kaçınmaz.”(Ali İmran,3/7-9.)
Tevhid ve Tevazu Duası
İlahlıkta ve Rablikte ortağı bulunmayan Yüce Allah, Peygamberimizin şahsında tüm müminlerin tevazuyu nasıl kendilerine şiar edineceklerini dua formunda öğretmektedir:
“Ey Egemenlik Sahibi Allahım! Sen egemenliği dilediğine verirsin, dilediğinden alırsın; dilediğini yüceltir dilediğini alçaltırsın. Bütün iyilikler Senin elindedir. Doğrusu Sen istediğini yapmaya kadirsin. Gündüzü kısaltarak geceyi uzatır, geceyi kısaltarak gündüzü uzatırsın ve dilediğine her türlü hesabın üstünde rızık bağışlarsın.” (Ali İmran,3/26-27.)
Hamd Duaları
Hamd; Allah’ı övmek, O’ndan başkasına O’na rağmen değer vermemektir. Tevhid’in tüm hayata hakim kılınması gereken ibadet boyutunda yer alan hamd ihmale gelmeyecek kadar önemli bir tutumdur. Bu tutumun sözlü olarak daima dile getirilmesi, fiili olarak da her anımızı kuşatmalıdır.
“Her türlü hamd/övgü yalnızca bütün alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, Hesap Günü’nün yegane hakimi olan Allah’a mahsustur.” (Fatiha,1/1-4.)
“Her türlü övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlığı ve parlak aydınlığı var eden Allah’a özgüdür. Hakikati bile bile inkar edenler başka güçleri Rableri ile eş tutarlar.” (Enam,6/1.)
“Bütün övgüler Allah’a yakışır. O Allah ki, kuluna ilahi kelamı indirmiş ve onun anlaşılmasını güçleştirecek hiçbir çapraşıklığa yer vermemiştir.” (Kehf,18/1.)
“Hamd göklerde ve yerde ne varsa tümünün gerçek maliki olan Allah’a mahsustur. Ahirette de hamd O’na mahsus olacaktır. Yalnız O’dur hikmet sahibi, her şeyden haberdar olan. O, toprağa giren ve çıkan her şeyi, ondan çıkan her şeyi, gökten inen ve ona yükselen her şeyi bilir. O, tek başına rahmet kaynağıdır, mağfiret sahibidir.” (Sebe,34/1-2.)
“Her türlü övgü göklerin ve yerin yaratıcısı olan ve melekleri iki, üç veya dört kanatlı elçiler yapan Allah’a mahsustur. O dilediğini kendi yaratılış alemine katıp onu genişletir. Kuşkusuz Allah her şeye kadirdir. Allah’ın insanlar için açacağı rahmet kapısını kimse kapatamaz. Ve O’nun kapattığını da kimse açamaz. Çünkü O, kudret ve hikmet sahibidir.” (Fatır,35/1-2.)
Tevekkül Duası
Kıyamet’in zamanı vb. Gaybî konular sınırlı bir şekilde bilinebilir. Bu yüzden insan idrakiyle bilinemeyecek olan alanlara ilişkin çabalar boşunadır. Peygamberimiz Muhammed S’e böyle bir yakarışla haddini bilmezlere cevap vermesi istenmiştir:
“Ey Rabbim! İnsanlarla aramızda hakça hüküm ver! Rabbimiz sizin (O’na ve fiillerine ilişkin gaybı taşlamak anlamına gelen) tüm tanımlama gayretlerinize karşı yardımına başvurulacak yegane hakimdir.” (Enbiya, 21/112.)
Tahkim Duası
Tüm varlık aleminin yegane hakimi olan Allah, insanların ayrılığa düştükleri konularda hükmüne başvurulmaya en layık olandır. Dünyada iken Rabbimizin peygamberlerle insanlığa duyurduğu mesajlar, bu ayrılıkların giderilmesinde başvurulması gereken kaynaklardır. Ahirette ise en küçük ayrıntı dahi karara bağlanacaktır. Her iki alemde de tahkim yetkisi Allah’tadır. İşte bu yetkiyi insanlığa bir kez daha hatırlatan Kur’an’da hem peygamberimize hem de bize nasıl bir tahkim duası yapmamız gerektiği öğretilmiştir:
“Ey Allahım! Ey gökleri ve yeri yaratan! Ey yaratılmış varlıkların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilen! Kullarının ayrılığa düştükleri her konuda aralarında hüküm verecek olan yalnız Sensin!” (Zümer,39/46.)
İstiâze Duaları
İnsan ve cin şeytanlarından ve onların kurdukları planlardan Allah’a sığınmak gerekir. Cin ve insan şeytanlarının bulandıran çabalarından dolayı toplumsal hayat içinde Hakikat saflığını yitirebilmektedir. Bu nedenle daima istiaze duası yapmak, kalplerimizin paklığını korumak için şarttır. Çok şükür Rabbimiz bunu da nasıl yapacağımızı, Peygamberimiz üzerinden Kıyamet’e kadar yaşayacak müminlere rehberlik ederek beyan etmiştir:
“De ki: Sığınırım ben yükselen şafağın Rabbine. O’nun yarattıklarının şerriden ve kıskançlık duyduğunda kıskancın şerrinden.” (Felak, 113/1-5.)
“De ki: Sığınırım ben insanların Rabbine, insanların hakimine, insanların ilahına, fısıldayan sinsi ayartıcının şerrinden, insanların kalbine fısıldayan cinlerin ve insanların bütün ayartmalarından.” (Nas,114/1-6.)
İstiâze ve Beraat Duası
Peygamberimizin zalimlerle arasındaki sınırların pekiştirilmesini, onların yaptıklarından beri olmayı dilediği bu yakarış Allah’a istiâze ederek/sığınarak bitmektedir:
“Ey Rabbim!Sana ortak koşarak baş kaldıranların vaad edildikleri azabın gerçekleşmesine tanık olmamı diliyorsan, Rabbim o zaman, benim de bu zalim insanlardan biri olmama izin verme. Ey Rabbim!Tüm kötü dürtülerin kışkırtmalarına karşı sana sığınıyorum. Rabbim, onların bana yaklaşmalarından da sana sığınıyorum.”(Mü’minun,23/93,94,97,98.)
Tesbih Duası
Allah’ı noksan sıfatlardan uzak tutup, O’na gerçek sıfatlarıyla yalvarıp yakarma, her türlü eksiklikten tenzih ederek olur. Kur’an’da “Esmaü’l-Hüsna” olarak nitelenen Rabbimizin en güzel isimlerini tüm dualarımızda hatırlamak gerekir. Peygamberimiz de öyle yapmış bütün yakarışlarında Allah’ın bu güzel isimlerini anmıştır. Allah’ı tesbih etme adına uydurma isim ve sıfatlar kullanmak yerine Rasulullah Muhammed S gibi biz de tesbih etme gayemizi en güzel yakarış formlarına gerçekleştirebiliriz. Tesbih duasının derli toplu, en güzel örneğini Haşr Suresi’de bulmaktayız:
“Allah O’dur ki, O’ndan başka ilah yoktur. Mutlak Hakim, Kutsal, Kurtuluşun Tek Kaynağı, İman Bağışlayan, Doğru ile Yanlışın Tek Belirleyicisi, Üstün, Eğriyi Düzeltip Doğruyu İhya Eden, Bütün İhtişamın Sahibi! Şanı Yüce Olan Allah her şeyden münezzehtir. O, Allah’tır; Yaratıcı, Bütün Özlere ve Görüntülere Şekil Veren Yapıcı! Bütün mükemmellik vasıfları yalnız O’nundur. Göklerde ve yerde olan her şey O’nun sınırsız şanını yüceltir. Çünkü yalnız O’dur kudret ve hikmet sahibi olan.” (Haşr, 59/22-24.)
Peygamberimiz Muhammed S üzerinden tüm zamanlarda yaşayacak olan müminlere, kendisinin nasıl tesbih edilerek yüceltilmesi gerektiğini dahi öğreten Rabbimiz eksiksiz bir Kitap indirmiştir. En güzel dua şekillerini bize öğreten Allah’a sonsuz şükürler olsun. Peygamberimize uygulaması emredilmiş bir diğer tesbih duası da Ali İmran Suresi’nde geçmektedir:
“De ki: Ey Mutlak egemenlik sahibi Allahım! Sen egemenliği dileğine verir, dilediğinden alırsın. Dilediğini yüceltir, dilediğini alçaltırsın. Bütün iyilikler senin elindedir. Doğrusu Sen istediğin her şeyi yapmaya kadirsin. Gündüzü kısaltarak geceyi uzatır ve geceyi kısaltarak gündüzü uzatırsın. Ölüden diri ve diriden ölü çıkarırsın. Ve dilediğine her türlü hesabın üstünde rızık bağışlarsın.” (Ali İmran,3/26-27.)
Tenzih Duası
Allah’ın yetkilerini çiğneyip sınırlarına giren şefaatçiler edinmek “tenzih” ilkesine aykırı bir fiildir. Rabbimizi tüm mükemmel isimleri ve sıfatları anmak ve zikrullaha halel getirebilecek tasavvurlar geliştirmekten sakınmak ise, O’nu tesbih ederek yüceltmek, tenzih ederek tüm noksan sıfatlardan uzak tutmaktır. Allah’a noksan sıfatlar isnad eden maddecilere ve mistiklere bir cevap niteliğindeki tenzih yakarışının derli toplu mükemmel örneklerini yine en güzel Rabbimizin kelamından öğrenebiliriz; Ayet el-Kürsi’de olduğu gibi:
“Allah O’ndan başka ilah yoktur. Her zaman diridir, bütün varlıkların kendi kendine yeterli yegane kaynağıdır. Ne uyuklama tutar O’nu, ne uyku. Yeryüzünde ve göklerde ne varsa O’nundur. O’nun izni olmaksızın nezdinde şefaat edebilecek olan da kimdir? O, insanların gözlerinin önünde olanı da, onlardan gizli tutulanı da bilir. Oysa O dilemedikçe insanlar O’nun ilminden hiçbir şey edinemez, hiçbir şey kavrayamazlar. O’nun sonsuz kudret ve egemenliği gökleri ve yeri kaplar ve onların korunup desteklenmesi O’na ağır gelmez. Gerçekten Yüce ve büyük olan yalnızca O’dur.” (Bakara,2/255.)
Teslimiyet Duası
Peygamberimizin değerli arkadaşları olan sahabe Allah’a teslimiyetlerini dua formunda şöyle arz etmişlerdir:
“Ey Rabbimiz! İşittik ve itaat ettik, bizi mağfiret eyle. Zira bütün yolculukların varış yeri Sen’in huzurundur.”(Bakara,2/285.)
c-İstiğfar Duası
“Ey Rabbim! Beni bağışla, bana acı, çünkü gerçekten acıyıp bağışlayabilecek tek güç sensin.”(Mü’minun,23/118.)
d) İlim Duası
Peygamberimize ilminin arttırılması için, Rabbimizin tavsiye ettiği bu dua, aynı zamanda tüm bilgi hazinelerinin esas itibariyle kaynağının Allah Teala olduğu hakikatinin bir beyanıdır:
“Ey Rabbim! İlmimi arttır!” (Taha, 20/114.)
e) Ebeveyn İçin Yakarış
Peygamberimize ve ümmetine anne-babası için Allah’a şöyle yakarması tavsiye edilmiştir:
“Ey Rabbim! Onların beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi,
Sen de onlara merhamet eyle.”(İsra,17/24.)
f) İ’sar/Empati Duası
“Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman eden kardeşlerimizi bağışla ve müminlerden hiç birine karşı kalplerimizde, kin –nefret, yersiz düşünce ve duygulara- yer bırakma, Ey Rabbimiz! Sen sonsuz şefkat sahibisin ve sınırsız rahmet kaynağısın.” (59/10.)
Bilindiği gibi, Peygamberin mücadelesine sımsıcak kollarını ve kucağını açan Medine’li müslümanlar olan Ensar, Rabbani övgüye mazhar olmuş şahitlikleriyle tarihimizde yer almışlarıdır. Muhacirler için katlandıkları fedakarlıklar Kur’an’da “i’sar/empati” olarak vasıflandırılmıştır; yani “kendini başkasının yerine koyarak düşünüp onun lehine karar verme ahlakı”. Onların bu ahlakla yapıp ettikleri Allah katında değer bulmuştur. Çünkü onlar din kardeşlerini nefslerine tercih etmişlerdir. Evrensel İslami Dayanışma” muhtevası içeren Ensar’ın bu duası ise, gelmiş-geçmiş ve de gelecek tüm müslüman kuşaklar için kıpır kıpır bir imani duyarlılığın ideal ifadeleridir.
g) Rabbe Şikayet Duası
Peygamberimiz Muhammed SAV’in , Kur’an’ı terk edenleri, onun hayatla ilgisini kesip koparanları, Kıyamet Günü bu dua ile Allah’a bir şikayet olarak takdim edeceği beyan edilmiştir:
“Ey Rabbim!Halkımdan bazıları bu Kur’an’ı gözden çıkarılacak bir şey olarak gördüler.”(Furkan,25/30.)
h) Peygamberimiz Muhammed SAV’in Kahhariye Duaları
Veyl Duası
Veyl; yazıklar olsun, kahrolsun gibi anlamlara gelen bir kınama ifadesidir. Hümeze Suresi bir yakarış olarak Allah’a takdim edildiği vakit, kahhariye duaları kapsamında değerlendirilebilir. Çünkü içinde kötü niyetle müminleri dillerine dolayarak çekiştirenlere veyl edilmesi/kınanması istenmektedir. Surede Yüce Allah Hümeze-Lümeze güruhuna veyl etmekte, bizden de veyl etmemiz istenmektedir.
“Veyl olsun bütün hümeze-lümeze gruplarına. O (gruplar) ki, serveti biriktirir ve onu bir kalkan sayar. Zanneder ki serveti onu sonsuza dek yaşatacak! Hayır aksine o öteki dünyada Hutame’ye/çökerten bir azaba terk edilecektir. Bilir misin nedir o Hutame? Allah tarafından tutuşturulmuş bir ateştir: (günaha batmış olanların tüm hücrelerine işleyen) gönüllerin üstüne kurulmuş, üzerlerine salınacak olan bir ateş; uzayıp giden sütunlar arasında.” (Hümeze,104/1-9.)
Tebbet Duası
Leheb Suresi’nde geçen Ebu Leheb ve karısının hakimiyetlerinin sona ermesi için yapılan çağrı bir beddua değil, kahr duasıdır. Biz de bu duada örnekten hareketle, çağdaş Ebu Lehebler’in ellerini kurutmak için sözbirliği ve eylem birliği yapmalı, onların sömürü saltanatlarının payandası değil korkulu rüyası olmalıyız.
“Kahrolsun Ebu Leheb’in iki eli ve kahrolsun kendisi, zaten kahroldu da. Ne faydası olacak servetinin ve kazancının? Öteki dünyada şiddetle parlayan bir ateşe atılacak. İğrenç söylentilerin taşıyıcısı olan karısı ile birlikte. O ki, boynunda bükülmüş iplerden bir halat taşır.” (Leheb Suresi, 111/1-5.)
5 Eylül 2007 Çarşamba
4 Eylül 2007 Salı
AYET'EL KÜRSİ
Okunusu:
- Allahu lâ ilâhe illâ hu, elhayyul kayyum, lâ te’huzûhu sinetün velâ nevm, lehu mâ fiys semâvâti ve mâ fiylard, men zelleziy yesfeu indehu illâ biiznih, yâ’lemu ma beyne eydiyhim ve ma halfehüm, velâ yuhiytune bisey’in min ilmihî illâ bimâ sa’, vesiâ kürsiyyühüs semâvâti vel arda, velâ yeuduhu hifzuhuma, ve huvel âliyyül aziym.’
Anlami:
ALLAH ki, Tanri yoktur ancak O vardir, diridir ve kendi kendine kâimdir; ne uyuklamasi ne de uyumasi sözkonusudur; yerde ve göklerde ne varsa O’nun içindir; O’nun katinda kim sefaat edebilir ki izni olmaksizin; bilir önlerinde ve arkalarinda olanlarin hepsini; izni olmadan ilminden bir seyi kapsamak mümkün degildir; kürsüsü semâlari ve yeri içine almistir; korumasi disinda bir sey kalamaz; yüce ve azamet sahibidir.
-Bakara sûresi içinde bir âyet vardir ki, O, Kur’ân âyetlerinin reisidir. O, bir evde okundugu zaman, içeride seytan varsa mutlaka çikar. Bu, Ayet-el Kürsî’dir!..’
Buyuruyor bir hadîs-i serîf’te Hazreti Resûl aleyhi’s-selâm.
Gene buyuruyor Hazreti Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:
"Her seyin bir zirvesi vardir. Kur’ân’in zirvesi de Bakara sûresidir. Bakara sûresinin içersinde bir âyet vardir ki, o Kur’ân âyetlerinin reisidir. Ayet-el Kürsî!.."
Bir gün Hazreti Resûl aleyhi’s-selâm yaninda bulunan Ebû Münzir’e söyle sordu:
-Yanindaki Allâh’in kitâbinda hangi âyet daha büyüktür biliyormusun?
-Allâhu lâ ilâhe illâ hu el hayyul kayyum. dedi. Rasûlullah:
-Ey Ebû Münzir. Ilim sana kutlu olsun!..’ buyurdu.
Bu hadîs-i serîflerin disinda daha bir çok hadîs-i serîf vardir; Ayet-el Kürsî’nin faziletinden bahseden; bunlarin önemli bir kismi da namazlarin farzlarinin hemen akabinde okunmasini tavsiye eder. Yani, farzi bitirip selâm verdikten hemen sonra!..
Ayrica Ayet-el Kürsî’nin eve girildiginde, evden çikildiginda, önemli bir ise baslanilmasinda, uyumadan önce okunmasinin çok büyük faydalar hasil edecegi hakkinda da pek çok haber ulasmistir.
Günlük çesitli tehlikelerden korunmak için sabahlari, yedi defa okunmasi, altisinin alti yöne üflendikten sonra, yedincisinin yutulmasi da tavsiyeler arasindadir.
Ruhaniyeti son derece güçlendirici bu âyetin kirkbin defa okunmasinin da çok büyük faydalar temin edeceginden bahsedilmistir, bu isin önde gelen tecrübelilerince.
YASİN DUASI OKUNUŞU, ANLAMI VE FAYDALARI
Bismi’llâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm
(1) Yâsiyn (2) velkur'ânilhakiym (3) inneke leminelmürseliyne (4) alâ siratin müstekiym (5) tenziylel aziyzirrahiym (6) litünzire kavmen mâ ünzire abâühüm fehüm gafilûn (7) lekad hakkalkavlü alâ ekserihim fehüm la yü'minun (8) inna cealnâ fiy a'nakihim aglâlen fehiye ilel'ezkani fehüm mukmehun (9) ve cealna min beyni eydiyhim sedden ve min halfihim sedden feagseynahüm fehüm lâ yübsirun (10) ve sevaün aleyhim eenzertehüm em lem tünzirhüm lâ yü'minun (11) innema tünzirü menittebe azzikre ve hasiyer rahmane bilgayb febessirhü bimagfiretin ve ecrin keriym (12) inna nahnü nuhyilmevta ve nektübü ma kaddemu ve asarehüm ve külle sey'in ahsaynahü fiy imamin mübiyn (13) vadrib lehüm meselen ashabel karyeh izcaehel mürselun (14) iz erselna ileyhimüsneyni fekezzebuhüma feazzezna bisalisin fekalû inna ileyküm mürselun (15) kalu mâ entüm illâ beserün mislüna ve mâ enzelerrahmanü min sey'in in entüm illâ tekzibun (16) kalu rabbüna yalemü inna ileyküm lemürselun (17) ve ma aleyna illelbelagul mübiyn (18) kalû inna tetayyerna biküm lein lem tentehu lenercümenneküm ve leyemessenneküm minna azabün eliym (19) kalu tairüküm meaküm ein zükkirtüm bel entüm kavmün müsrifun (20) ve cae min aksalmediyneti recülün yes'a, kale ya kavmit tebiul mürseliyne (21) ittebiu men lâ yes’elüküm ecren vehüm mühtedun (22) ve maliye la a'büdülleziy fetareni ve ileyhi türceun (23) eettehizü min dunihi aliheten in yüridnir rahmanü bidurrin lâ tugni anniy sefaatühüm sey'en ve lâ yünkizune (24) inniy izen lefiy dalâlin mübiyn (25) inniy amentü birabbiküm fesmeun (26) kiyledhulil cenneh, kale ya leyte kavmiy yalemune (27) bima gafere liy rabbiy ve cealeniy minel mükremiyn (28) ve ma enzelna alâ kavmihî min badihî min cündin minessemâi ve ma künna münziliyne (29) in kanet illâ sayhaten vahideten feiza hüm hamidun (30) ya hasreten alel ibad ma ye'tiyhim min resulin illâ kanu bihî yestehziun (31) elem yerev kem ehlekna kablehüm minelkuruni ennehüm ileyhim lâ yerciun (32) ve in küllün lemma cemiun ledeyna muhdarun (33) ve ayetün lehümül ardulmeyteh ahyeynaha ve ahrecna minha habben feminhü ye'külun (34) ve cealna fiyha cennatin min nehiylin ve a'nabin ve feccerna fiyha mineluyuni (35) liye'külu min semerihî ve ma amilethü eydiyhim efelâ yeskürune (36) sübhanelleziy halekal ezvace külleha mimma tünbitül ardu ve min enfüsihim ve mimma lâ yalemun(37) ve ayetün lehümülleyl neslehu minhünnehare feizahüm muzlimune (38) vessemsü tecriy limüstekarrin leha zalike takdiyrül aziyzil aliym (39) velkamere kaddernahü menazile hatta a'dekel urcunil kadiym (40) lessemsü yenbegiy leha en tüdrikel kamere ve lelleylü sabikun nehar ve küllün fiy felekin yesbehun (41) ve ayetün lehüm enna hamelna zürriyyetehüm fiyl fülkil meshuni (42) ve halakna lehüm min mislihî ma yerkebun (43) ve in nese' nugrikhüm felâ sariyha lehüm ve lâ hüm yünkazune (44) illâ rahmeten minna ve metaan ilâ hiyn (45) ve iza kiyle lehümütteku ma beyne eydiyküm ve ma halfeküm lealleküm türhamune (46) ve ma te'tiyhim min ayetin min ayati rabbihim illâ kanu anha mu'ridiyn (47) ve iza kiyle lehüm enfiku mimma rezekakümullahü, kalelleziyne keferu, lilleziyne amenû enutimü men lev yesaullahü at'ameh, in entüm illâ fiy dalâlin mübiyn (48) ve yekûlûne meta hazalva'dü in küntüm sadikiyn (49) ma yenzurune illâ sayhaten vahideten te’huzühüm ve hüm yehissimun (50) felâ yestetiyune tavsiyeten ve la ilâ ehlihim yerciun (51) ve nüfiha fiyssuri feizâhüm minel'ecdasi ilâ rabbihim yensilun (52) kalu ya veylena men beasena min merkadina haza ma veader rahmanü ve sadekalmürselun (53) in kanet illâ sayhaten vahideten feizahüm cemiyun ledeyna muhdarun (54) felyevme lâ tuzlemü nefsün sey'en ve lâ tüczevne illâ ma küntüm ta'melun (55) inne ashabel cennetil yevme fiy sügulin fâkihun(56) hüm ve ezvacühüm fiy zilâlin alel'erâiki müttekiun (57) lehüm fiyha fâkihetün ve lehüm ma yeddeun (58) selâmün kavlen min rabbin rahiym (59) vemtazul yevme eyyühel mücrimun (60) elem ahad ileyküm ya beniy ademe en lâ ta'büdüs seytan innehu leküm adüvvün mübiynün (61) ve enibüduniy, haza siratun müstekiym (62) ve lekad edalle minküm cibillen kesiyra efelem tekunu ta'kilun (63) hazihî cehennemülletiy küntüm tuadun (64) islevhel yevme bima küntüm tekfürûn (65) elyevme nahtimü ala efvahihim ve tükellimüna eydiyhim ve teshedü ercülühüm bimâ kânu yeksibûn (66) velev nesâu letamesna alâ ayünihim festebekussirata feenna yübsirun (67) velev nesaü lemesahnahüm alâ mekanetihim femestetau mudiyyen ve lâ yerciun (68) ve men nüammirhü nünekkishü fiylhalk, efelâ ya'kilun (69) ve ma allemnahüs si're ve ma yenbegiy leh, in hüve illâ zikrün ve kur'ânün mübiyn (70) liyünzire men kane hayyen ve yehik kalkavlü alelkafiriyne (71) evelem yerev enna halakna lehüm mimma amilet eydiyna enamen fehüm leha mâlikun (72) ve zellelnaha lehüm feminha rekubühüm ve minha ye'külun (73) ve lehüm fiyha men'afiu ve mesarib efelâ yeskürune (74) vettehazu min dunillâhi âliheten leallehüm yünsarun (75) lâ yestetiyune nasrehüm ve hüm lehüm cündün muhdarun (76) felâyahzünke kavlühüm, innâ na’lemü ma yüsirrune ve ma yulinun (77) evelem yerel'insanü enna halaknahü min nutfetin feiza hüve hasiymün mübiyn (78) ve darebe lena meselen ve nesiye halkah kale men yuhyiylizame ve hiye remiym (79) kul yuhyiyhelleziy enseeha evvele merreh ve hüve bikülli halkin aliymün (80) elleziy ceale leküm mines seceril'ahdari naren feiza entüm minhü tukidûn (81) eveleyselleziy halekassemavati vel'arda, bikâdirin alâ en yahlüka mislehüm, belâ ve hüvel hallâkul aliym (82) innema emrühû iza erade sey’en, en yekule lehu kün, feyekun (83) fesübhanelleziy biyedihî melekûtü külli sey'in ve ileyhi türceûn.
Anlami:
1. Yâ-sîn.
2. Kur’ân hikmettir.
3. Kesinlikledir ki, sen gönderilen Rasûlerdensin
4. Sirati mustakîm üzerindesin.
5. Azîz ve Rahîm indinden inzal olmustur (Kur’ân).
6. Atalari korkutulmamis olan ve bu yüzden gaflet içinde kalan bir kavmi uyarasin diye inzâl olandir.
7. Andolsun ki ekseriyetiniz üzerinde hakkin hükmü vardir. Iman etmezler.
8. Biz bunlarin boyunlarina, çenelerine kadar boyunduruk vurduk, bu yüzden dikbaslilardir.
9. Biz onlarin önlerine, arkalarina sedler koyduk. Gözlerini bagladik. Artik onlar göremezler.
10. Onlari uyarsan da, uyarmasan da iman etmezler.
11. Sen yanliz kabul edenleri, zikre uyanlari ve Rahmân’dan hasyet duyanlari gayblari ile uyarabilirsin. Onlari bagislanma ve sonsuz ecir ile müjdele.
12. Kesinlikle biziz ölüleri dirilten; onlarin bütün fiillerini, biraktiklari her izi, yazariz. Biz her seyi apaçik bir sekilde bir kitapta kayda geçmisizdir.
13. O yerlesim bölgesinin halkini hatirlat, ki onlara Resûller gelmisti.
14. Hani, biz o halka, iki Resûl göndermistik, ki onlarin ikisini de yalanci saymislardi da, bir üçüncüsüyle desteklemistik. Onlar hep beraber "Biz size gönderilmis elçileriz" dediler.
15. Dediler; "siz de bizim mislimiz üzere beserden baska bir sey degilsiniz. Rahman bir sey inzal etmemistir." Hem siz, sirf yalan söylüyorsunuz.
16. Dediler (resûller); Rabbimiz bilendir, elbette biz size gönderilmis Resûlleriz.
17. Bize düsen size açik seçik tebligde bulunmaktir.
18. Siz bize ugursuzluk getirdiniz; vazgeçmezseniz, sizi taslariz ve bizden azaba yolaçacak olaylarla karsilasirsiniz.
19. Ugursuzluk kendinizdendir, dediler (resûller). Tavsiyelerimizi ugursuzluk diye mi anliyorsunuz. Hayir, siz haddi asan bir topluluksunuz.
20. Sehrin bir ucundan kosarak gelen adam seslendi: Ey kavmim, Resûllere uyun!..
21. Sizden bir karsilik istemeyen, hidâyet üzere olanlara uyun.
22. Nasil kulluk etmem ki beni bu sekilde yaratan Allâh'a; ki O'na döneceksiniz.
23. Tanrilar mi edinmemi istiyorsunuz!.. Rahman bana bir zarar dilerse, benim için sefaâtleri faydasizdir, beni kurtaramazlar.
24. Tanri edinirsem, kesinlikle açik seçik sapmis olurum.
25. Muhakkak ben rabbinize iman ettim. Bunu duyun.
26. Ona, cennete gir, denildi. Keske kavmim bileydi, dedi.
27. Rabbimin beni bagisladigini ve ikrâm görenlerden oldugumu.
28.Ondan sonra kavminin üzerine gökten asker indirmedik; indirecek de degildik.
29. Onlara bir sayha yetti!.. Bir anda yok oldular.
30. Ne yazik su kullara ki, onlara bir peygamber geldiginde, onunla alay ederler.
31. Görmüyorlar mi, kendilerinden önce biz nice nesiller helâk ettik, peygamberleri degerlendirmedikleri için; ki onlarin geri dönüsü sözkonusu degildir.
32. Onlarin hepsi de huzurumuza getirileceklerdir.
33. Su ölü toprak onlara bir ibrettir!.. Onu canlandirir, taneler yetistiririz de yerler.
34. Hurmaliklardan, baglardan bahçeler yarattik; pinarlar fiskirttik.
35.Bunlarin meyvalarindan ve ürettiklerinden yesinler diye. Sükretmiyecekler mi?
36. Yerden olusan seylerden, nefislerinden ve daha bilmedikleri seylerden çiftleri yaratan Allâh subhandir.
37. Gece de onlar için bir ibrettir. Gündüzün isigini çektigimizde zulmet içinde kalirlar.
38. Günes de yörüngesinde istikrarlidir. Bu Azîz ve Alîm olanin degerlendirisidir.
39. Aya da bir yörünge takdir ettik. O bu yörüngede ilerlerken egri hurma dali gibi görünür.
40. Ne günes aya yetisir ne de gece - gündüz ayni anda olusur. Hepsi de kendi yörüngelerinde dönerler.
41. Onlarin evlâdlariyla dolu gemilerin tasinmalari da bir ibrettir.
42. Ve daha bunun gibi binecekleri nice seyleri yarattik.
43.Dilemis olsaydik onlari batirirdik da, ne kimse yardimlarina kosabilirdi, ne de kurtulabilirlerdi.
44. Ancak bir rahmet olarak bir zamana kadar yasamalarini istedik.
45. Önünüzden ve arkanizdan korunun ki rahmete eresiniz, (dendiginde yüzçevirirler).
46. Onlara bir Allâh âyeti gönderilince, yüzçevirirler.
47. Onlara, Allâh’in size verdigi riziktan baskalarina da bagislayin dendiginde, gerçegi örtücüler, iman ehline -Allâh dileseydi onlara da verirdi. Siz aldaniyorsunuz, gerçegi göremiyorsunuz’ derler.
48. -Sözünüz dogru ise, ne zaman tehdidiniz yerine gelecek’, derler.
49. Onlarin bekledigi tek bir sayhadir ki, onlari birbirleriyle çekisirken götürüverir!..
50. Artik ne bir sey vasiyet edebilirler, ne de ailelerinin yanina dönebilirler.
51. Sûr üfürülür. Kabirlerinden çikarak Rablerinin hükmüne yönelirler.
52. Eyvah, bizi kabirlerimizden kim çikartti, derler. Rahmân’in vaadidir bu; ve Resûller gerçegi söylemistir.
53. O tek sayhadir, hepsi toplanip huzurumuzda olacaklardir.
54. Bugün hiç kimse haksizlikla karsilasmiyacak, sadece yaptiklarinin neticesine erecektir.
55. O gün cennetlikler nimetler içinde saadettedirler.
56. Kendileri de esleri de gölgeler altinda tahtlara yaslanmislardir.
57. Orada (yaptiklarinin) meyvalarina nâil olur, her istediklerini bulurlar.
58. Rahîm olan rabbin selâmeti üzerlerindedir.
59. Ey suçlular, bugün sizler bir tarafa ayrilin.
60. Ey Ademogullari, Seytana (cinlere) kulluk etmeyin!.. O size açik seçik düsmandir!..
61. Bana kulluga devam edin!.. Gerçek yol budur.
62. Andolsun ki onlar, içinizden pekçogunu gerçekten saptirmistir. Niçin aklinizi kullanmadiniz?..
63. Iste bu (yaptiginizin karsiligi) vaad olunan cehennemdir!..
64. Gerçegi örtmenizin karsiligi girin oraya!..
65. O günde, onlarin agizlarini mühürleriz; kazandiklarini elleri konusur ve ayaklari sehâdet eder de onlari yalanlar.
66. Dilersek gözlerini kör ederiz de, yolda kosusup kalirlar. Yolu nasil görürler ki?
67. Eger dileseydik, onlarin durduklari yerde kaliplarini degistirirdik, ne ileri gidebilirlerdi ne de geri!..
68. Kime uzun ömür verirsek, hayati basa dogru geriliyor. Akillarini kullanmazlar mi?..
69. O'na biz, siir ögretmedik ve yakismaz da! O apaçik zikir ve Kurân'dir;
70. Dirileri uyarir, gerçegi örtenlerin de karsiligini almalarini saglar!..
71. Onlar görmüyorlar mi, ellerimizin eseri olan davarlar yarattik, sahiplendiler.
72. Bu davarlari emirlerine verdik, kimine binerler, kimini yerler.
73. Bunlarda onlar için çesitli faydalar vardir, içerler; sükretmezler mi?..
74. ONLAR ALLAH'I BIRAKIP TANRI EDINDILER YARDIMI OLUR DÜSÜNCESIYLE.
75. Asla yardim gelmez!.. Kendileri ona hazirlanmis ordu olurlar.
76. Laflari seni mahzûn etmesin!.. Biz onlarin içlerindekini de dislarindakini de iyi biliriz.
77. Insan, bir spermden yaratildigini görmüyor da bize düsmanliga kalkisiyor!..
78. Yaradilisini unutarak, -çürümüs bu kemikleri kim canlandirir’ diye misal getirdi!..
79. De ki; onlari ilk önce kim yarattiysa, O!.. Yaratmanin tüm sistemini O bilir!..
80. Size yesil agaçtan ates çikartan O’dur ki, bu atesle yakarsiniz!..
81. Göklerle yeri yaratan, bir benzerini daha yaratamaz mi? Elbette yaratir!.. Her seyi mükemmel bilir!..
82. Bir seyin olmasini irade etti mi, "OL" der ve o sey olur.
83. Herseyin orijinini elinde tutan Subhandir ki. O'na dönecekiniz.
Bilgi:
Yâsîn Sûresini okumanin faydalari hakkinda bir çok Rasûlullah buyrugu mevcuttur ki, size bunlardan sadece birkaçini nakletmek istiyorum:
-Gece yatmadan evvel Yâsîn okumayi âdet edinen kisi, gece öldügü takdirde SEHID olarak ölür.
-Yâsin sûresini çokça okuyunuz; çünkü onda on bereket vardir.
1. Aç kimse okursa karni doyar
2. Çiplak kimse okursa, giyinir;
3. Bekâr okursa, kismeti açilir, evlenir;
4. Korkan kimse okursa, korktugundan emin olur;
5. Dünya isinden üzülenin üzüntüsü zail olur;
6. Yolculuk halinde olan, yol sikintisindan kurtulur;
7. Kaybi olan, kaybettigine kavusur;
8. Ölüm halinde okundugunda, sikintilar kaybolur;
9. Susuz okudugunda, susuzlugunu giderir;
10. Hasta okudugunda, eceli gelmemisse, sifa bulur."
-Kur'ân-in kalbi Yâsin sûresidir. Allââh ve ahireti dileyerek bir kimse Yâsîn'i okursa, Allâh kendisini mutlaka bagislar. Ölülerinize Yâsîn okuyunuz."
-Süphesiz ki her seyin bir kalbi vardir. Kur'ân-in kalbi de Yâsîn sûresidir. Kim Yâsîn'i okursa, Allâh, Yâsîn'i okumasi sebebiyle, içinde Yâsîn olmayan 10 hatim sevabi verir"


































